haziran27

Kazıevine 7+1 ses sistemi kurulduğu için gece zar zor uyuyabildim ve dolayısıyla sabah çok zor uyandım. Henüz hava yeni yeni aydınlamaya başlamışken o ayazda yataktan çıkması tam bir işkence. Sabah kahvaltısını ettikten sonra biraz sağı solu toparlamaya çalıştık kızlar olarak.

Bugün çizim yapacağımızı düşünürken kendimizi nekropolde bulduk. Hava artık yağmurlu değil. Dolayısıyla öğle sıcağını mide bulantısı, baş ağrısı ve dönmesi şeklinde hissediyorum.


Köyde gördüğüm bir çok hayvan ucube; bir kedini gözü yok, bir köpeğin memeleri sarkmış ve kaburgaları sayılacak kadar zayıf. Böyle hayvanlar görünce için parçalanıyor. Kazı yerinde bu zayıf köpeği görünce çok üzülerek “allahım köpek zayıflıktan ölecek.” dedim ve biri “keşke..” diye cevap verdi buna çok sinirlenerek çocukla kavga ettim. Tüm kazı ekibi bizi izleyerek durume güldüler. Gün içerisinde Lady Gaga’nın bir şarkısını söylediğimde iyice grubun konuşulanı oldum. Hatta bir açmaya benim şerefime Lady Gaga Açması ismi verildi. Bundan sonra ortam iyice neşelendi ve herkes güle oynaya çalıştı o Allah'ın sıcağında. yalnız kazı yürütücüsünün üstünü çıkarması oldukça çirkin görüntüler vermesine neden oldu. ve biraz sinirm bozuldu.

Derken öğle yemeği vakti geldi ve kazıevine geri döndük. Teoman’la denize gitmeye karar verdik. Milletin gidip geri dönmesini bekledik. Neyse ki biz gittiğimiz de konuşabileceğim insanlar denizdeydi ve bir haftadır ilk defa denize girmenin heyecanıyla öylesine rahatladım ki. Suyla oynadım, oynadım. Parmak uçlarım buruşana kadar sudan çıkmadım. Sonra kendi eğlencemi bırakıp etrafıma bakınca aslında çok az kişinin yüzme bildiğini farkettim. Ve buna çok şaşırdım. Artık iyice yorulduğumu farketip kıyıya gelince neredeyse her zamanki telaşla hocaların kızmaasını bahane edip mıntıka temizliğine katılmamız gerektiğini söylediler. Ve apar topar kazıevine döndük. Yolda Levent, Teoman ve ben kıyıda balık közleme planları yaptık. Umarım bir gece böylece kıyıda vakit geçirebiliriz.
Kazıevinde saçma sapan işler verdiler bize. Kazıevini toparlamak, yerdeki çakıl taşlarını tırmıklamak, bir şeyleri bir yerden başka bir yere taşımak gibi saçma saçma işler yaptık. Sonra akşam yemeğini yedik. yemek sırasında deli olduğunu düşündüğüm Hünkar isimli çocuk babasının bir sözünü söyledi: Kazma tutacağına kalem tut! şimdi de kazma tutuyoruz halbu ki =). Ben de babamın efsanevi sözünü söyledim. oldukça beğendiler: Yüksek tepelere çıkmadan daha yüksek tepeleri göremezsin.
Daha sonra Leventlerle sohbet ettik. Oldukça keyifliydi ama kocaman bir ses sistemi ve projeksiyon getirdikleri için dünya kupasını yayınlamaya başladılar. O gürültüde daha fazla sohbet edemeyeceğimizi anlayınca odama döndüm.
Bugün denize girmiş olmanın verdiği rahatlama, kazının aslında eğlenceli geçiyor olması ve keyifli sohbetler beni gittikçe rahatlatıyor. Yarın çizim yapmayı planlıyoruz. Umarım daha az yorucu günler gelecek. Ama bu da aynı zamanda kazıevinden dışarı çıkmamak anlamına geliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder