Sabah 05.10 gibi uyandırıldım. Kahvaltıda çorba da çıkıyor. Ama sanıyorum o çorbayı üç öğün yiyeceğiz. Çorbanın yanında zeytin, peynir, yumurta, bir tam domates ve bir de yarım salatalık çıkıyor. Bıçak olmadığından domatesi yiyemedim.
Bir heyecanla kazı alanına gideceğimizi umarak hazırlandım ama kızlara tuvaletleri yıkamayı münasip gördüler. Ben de alana falan gitmedim. Ama antrapolog iki çocukla kemikleri azıcık inceledik. Biri diğerine cinsiyet, yaş ayrımı nasıl yapılırı ankattı, ben de yanlarında durdum.
Tam uyumaya hazırlanıyordum ki kızların da nekropole(nekropol= mezar yeri) gitmelerine karar verdi üst merci. Biz de gittik. El arabalarıyla toprak taşıma görevini üstlendik. Ancak ilk günümüz olduğundan ve ağır beden işi olduğundan oldukça yorulduk. Bence iyiydi.
Kazı yürütücüsünün orta yerde gayet rahat burnunu karıştırabildiğine şahit oldum. Erkeklerin bizimle dalga geçercesine bakıp kendi aralarında konuşmaları ve bizimle ortak bir muhabbet kurmamaları ilginçti.
Bir kısmı ise yardımcı oldu. İçlerinden biri ile kazı alanı hakkında sohbet ettim. Yüksek lisans yaptığı ve akademisyen olmak istediği için ve zaten Biga’lı olduğundan hemşehri gibi sohbet ettik.
Kazı alanında işimiz bitince kurt gibi aç olduğumu hissettim. Tüm yemeğimi bitirdim, yemekte sabahki çorba çıktı. Yemekten sonra bizi çok kötü bir süpriz bekliyordu. Saat 18.00a kadar kaldığımız evin pencereleri değiştirildi. Yaklaşık 18.45e kadar temizlik yaptık. Daha doğrusu ben can çekiştim, diğer kızlar gayet güzel her tarafı hallettiler. Baktım tek başıma hareket edemiyorum. Bana emir verilmesini bekledim. Kızlar şunu yap, bunu yap dediler. Ben de yaptım. Bir ara tuvaletim geldiğinde ve tuvaletin o sıra pis olduğundan ötürü ne yapacağımı bilemedim. Sonra banyoda da bir klozet olduğu aklıma geldi. Ancak oraya girmek istediğimde kızlardan biri klozeti pek temiz bulmadığını onun yerine alaturka tuvaleti beklememi söyledi. Ben de klozeti temizleyip temizlemediğini sordum, temizlediğini ancak alafranga tuvaletleri sevmediğini söyledi. Temizliğin bitiminde babam aradı. Biraz durumumu anlattım. Sesim pek neşeli değildi sanıyorum. Ama buraya alışacağım.
Amerika’da housekeeping yaparken de “Türksem müslümanımdır, müslümansam teröristimdir.” Muamelesi görmüştüm. Burada da bir nevi housekeeping yapıyorum, bunun yanında amelelik de yapıyorum. Ama hiç bir para almıyorum of course! Olsun yine de iyi bir deneyim olduğunu düşünüyorum(!)
Yemekten sonra 6-7 kişi köyde bir lokanta gibi bir yere çay içmeye gittik. Dönüşte biri telefonun düşürdüğü için tam kazı evine varmışken geri döndük. Hoplaya zıplaya,güle oynaya, şarkı söyleye söyleye, yağmurdan kaçmak için zaman zaman koşarak olduça eğlenceli vakit geçirdik.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder