Sabah saati 05.00a kurmuş olmama rağmen birileri tarafından uyandırılmayı bekledim. Sabah donmuş olarak uyandım. Mimar Sinanlı bir çocuk nöbetçiydi. Kahvaltıda yine çorba çıktı, yine şaşırdım. Ama sabah içimi ısıtması için içtim. Kızların tekrar kazıya gidip gitmeyeceğini bilemediğimizden ortalıkta önce oyanaldık, geç kahvaltıdan sonra gideceğimiz söylendi bir ara. Ben de tekrar yatağıma geçtim ama sonra çağırıldık ve kazıya gittik.
Kazı yerine daha çok alıştığımı farkettim. Daha çok yorulmuş olmama rağmen kendimi daha rahat hissettim. Yapacağımız iş belliydi ve az çok nasıl tepkiler vermem gerektiğini öğreniyorum. Mimar Sinan’dan Atilla da bugün bizimle Nekropol’e geldi ve kendimi daha iyi hissettim. İki antrapolog çocuk da bugün bizimleydi ve onlarla konuşabiliyor olmak güzel.
Buraya geldiğimden beri aklımdan çıkmayan iki şey var: uyku ve yemek. Geç kahvaltı vakti gelene kadar kaç kere saatime baktığımı hatırlamıyorum. Bugün yine de kızlara bakış alaycı olsa da daha fazla sohbet edebilir hissediyorum kendimi.
Bugün Nekropol’de 30-35 yaşlarında bir erkeğin kemikleri, iki tane de çömlek bulundu. Bulunanların hepsi iyi durumda. Hepsinin fotograflarının çekilmesi ve notlarının tutulması gerektiğinden çok fazla amele işi toprak taşıma olmadı. insanoğlunun en basit ve en eski aletlerinden biri olan el arabasını artık bir uzvumuz olarak kullanmaya başlıyoruz. Fotograf çekimi ve notlamayı el arabalarının içinde oturup beklerken bir ara uyukladım.
Annemlerle bugün bir kaç kere konuştuk, benim için çeşitli eşyalar gönderecekler. 14.00da mesai bitti ve denize girebilme hayalleri kurmuştum. Ancak hiç bir kızın benimle gelmeye hevesi olmadığından ve tanımadığım bir sürü erkeğin arasında denize girmek biraz düşündürücü olduğundan denize girmedim. Bir gün önce köye birlikte gittiğimiz bir oğlan çocuğu da denize gidiyordu. Bir tanıdıkla gidebilir miyim acaba diye çok düşündüm ama vazgeçtim. Ben de hemen duşumu alıp uyudum.
Saati kurmuş olmam rağmen Burcu’nun aramasına uyandım. Tanıdık bir yerden birinin sesini duymak çok iyi geldi ve oldukça mutlu uyandım. Aladdin marka bardağımla kahve içerek insanlarla sohbet ettim. Ayrıca uykumu da almış, dinlenmiş olmanın verdiği iyi his... Bir ara kıvırcık saçlı, yüksek lisans öğrencisinden alanı gezdirmesini istedim. Çünkü üst ölçekten bakmayınca ufak tefek kalıntılardan pek bir şey anlayamıyorum. Yine de güzel, ama branşım açısından bir şey ifade etmiyor.
Akşam yemeğinde yine üç öğündür çıkan çorba ve iki öğündür çıkan diğer yemekleri yedik. Sonra köye Aşk-ı Memnu’nun finalini izlemeye indik. Ancak 2 reklam dayanabilip kazı evine geri döndük.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder